Atıl Halde Yaşamak

Eğitimde Koçvari Yaklaşımlar ve Eğitimdeki Koçluğun Rolü
1 Ağustos 2020

Ya istediklerini gerçekleştirebileceğin bir yol varsa?

Atalet gündelik dilde tembellik, ağırkanlılık gibi kelimelerle ifade edilir. Teknik anlamda ise eylemsizlik, hareketsizlik, durağanlık anlamlarına gelmektedir. Bana göre ise tembelliğin dayanılmaz hafifliği, harekete karşı olan bir devrimcidir.

Bir insan yapabileceğinin en iyisini neden yapmaz hatta en iyisini yapmak bir yana elinden geleni bile yapmamasının nedeni nedir? Yapmadığınızda belki işinizi, ilişkinizi kaybetmenize neden olacağını bildiğiniz halde yine de hiçbir şey yapmıyorsanız işte bu tam olarak atalettir ve bunu yaşayan sadece siz değilsiniz. Bu atalet sadece sizi değil milyonlarca insanı, pek çok şirketleri durduran, hareket etmesine ilerlemesine engel olan bir kavramdır.

İşiniz için öğrenmenizin gerekli olduğu ingilizceyi yıllardır öğrenmemek, her pazartesi günü rejime başlamayı düşünüp ikinci günde vazgeçmek, çalışmanız gereken bir dersi ya da yapmanız gereken bir projeyi yumurta kapıya gelinceye kadar yapmadığınız oluyor mu? İşte çoğunlukla yaşadığımız bu tür durumlar ataletin örnekleridir. Aynı zamanda atalet sadece işi değil ilişkileri de etkilemektedir.  Bir aşkın en güzel kısmı ilk başlarıdır. İlk günlerde çiftler heyecanlıdır. Birbirlerini hatırlatan bir şey gördüklerinde ya da ismi aklına geldikçe yüzlerinde bir tebessümle dolaşırlar. Aşkın tutkulu enerjisi gündelik yaşamın sıkıcılığının önüne geçmektedir. Ancak tutku kavramı çok hızlı tükenmektedir. Karşılıklı çekim yasası azalmaya, sorumluluklar artmaya başladıkça zaman içinde heyecanda azalmaya başlar. Aşkın o büyüleyici etkisi azalınca ismini duyduğunuzda size her şeyi unutturan o sevginin bu sefer kusurları göze batmaya başlar. Heyecanını kaybetmiş ilişkilerde yavaş yavaş ‘aşk-ı atalet’ durumuna geçer. Kişiler son bir gayretle aşklarını ataletten kurtarmaya çalışır. İnternetteki aşk üzerine yazılar, kendine yeniden ilişkini kurtarma ritüelleri, arkadaş tavsiyeleri girmeye başlar devreye. Kısa süreli iyileşmeler yaşansa da ardını büyük çöküşler izler. Çünkü söylendiği gibi sevgi emek ister. İlişki için verilmeyen emekler yerini monotonlaşmaya bırakır. Tutku sonra ise sevgi azalmaya başlar. Bunların ardına söylenmeler, kişi kendini duyuramadıkça da büyük sessizlikler kaplar ilişkileri. Her ilişki böyle tabi ki değildir ama bitmeye doğru giden ilişkilere baktığınızda adım adım bu süreci takip edecektir.

Peki durumlar böyleyken neden insanlar atalet halinde yaşar?

Arada bir tembellik çalışmaya dahildir. Fakat ataleti tehlikeli yapan şey onun içimize yerleşip kök salmasıdır. Her kişinin atalet içinde olmasının kendine göre bir gerekçesi vardır. Genelde en çok karşılaşılan nedenler motivasyon eksikliği, olumsuz tecrübeler, eleştirilme kaygısı, öğrenilmiş çaresizlik, mükemmeliyetçilik, çevresel etkiler, nasıl yapacağınız bilmemek ve kendine güvenmemek, bir amaç ve hedefin olmaması gibi pek çok durum atalete neden olmaktadır.

Çoğu insan bulunduğu atalet durumunun farkında bile değildir. Farkında olmadığınız bir durumun içinden çıkmakta pekte kolay olmamaktadır. Uzun süre devam eden eylemsizlik hali ise bir süre sonra öğrenilmiş çaresizliğe dönüşmektedir. Bu da bizi içinden çıkılamayan bir döngüye sokmaktadır. Diğer bir yandan ise ataletin nedeni sebep ve çözümlerini kendi dışımızda arıyor olmamız. Buradaki asıl etken bizim düşüncelerimiz ve eyleme geçirmediğimiz eylemlerden oluşmaktadır.

Peki bizi bu kadar olumsuz etkileyen atalet halinden nasıl kurtulacağız?

Öncelikle her şey bir farkındalıkla başlar. Olduğunuz atalet halini keşfedin.

Şuan da yaşadığınız hayattan/ilişkiden memnun musunuz ?

Yaşamak istediğiniz hayat/ilişki ile yaşadığınız hayat arasındaki farklar neler?

Bu hayatta tam olarak kim olmak, neler yapmak, nasıl bir hayat yaşamak isterdiniz?

Hedeflediğiniz şeyi gerçekleştirebiliyor olsaydınız yarından itibaren ilk olarak ne yapardınız?

Bu soruları işiniz gibi hayatınızdaki diğer önemli başlıklar içinde şekillendirebilirsiniz. Peki bu sorulara cevabınız neler? Potansiyeliniz ne, amacınız neler? İşinizde, ilişkilerinizde değiştirmek istediğiniz belki gözünüzde büyütüp korkuttuğunuz için eyleme geçmediğiniz ya da eylemsiz kaldığınız neler var? Davranışlarınızı belirleyen bu soruların cevabı sizin içinizde.

Atalet halini farkettik peki sonra bitti mi şimdi?

Farketmekten sonraki en büyük adım atalet halinden çıkmayı istemek ve karar vermek. Atalet halinde olmak bir tercihtir. O yüzden tercihlerinizi değiştirmeyi öncelikle istemeniz gerekmektedir. Bir sonraki adımda o konuya dair yapmak istediklerinizi öncelik sırasına göre sıralayın. (Hepsi önemli diye aynı zamanda yapmaya çalıştığınızda iş gözünüzde bir dağ haline gelecek ve atalet o konuda boy göstermeye başlayacaktır.) Yaptığımız bu tercihler ve sıralamalardan sonra bunları bir zaman planlamasına yerleştirmek ve bu adımları ertelemeden uygulamak ataletten çıkma tarifinin püf noktası. Çünkü ertelemek atalet ile olan savaşımızda bir numaralı silah olacaktır. Atalet içinden çıkmak için en önemli basamak ise eylem haline geçmek, o ilk adımı atabilmekte saklı. Eyleme geçmek için mükemmel olmayı da beklemeyin. Mükemmel olmayı beklemekte sizi atalet altına alacaktır. Ataletli olduğumuz için eyleme geçmiyor değil harekete geçmediğimiz için atalete geçiyoruz. Ufakta olsa bir adım atın. Attığınız o küçük adım bile 0’dan büyük olacaktır. Eyleme geçtiğiniz anda arka fonda kulağınıza fısıldayacak olan böyle gelmiş böyle gider, yapsam ne değişecek ki ,daha sonra yapabilirim , ben bunu yapmak için henüz yeterli değilim, en iyisini yapıncaya kadar hiçbir şey yapmamalıyım, ben bunu başaramam gibi kulağınıza fısıldayacak olan iç sesinizde sizinle birlikte harekete geçiyor olabilir. İç sesiniz yerine siz eyleme geçin. Gittiğiniz yola bakın. Sonuç alıncaya kadar kararlı olun. Unutmayın ki ataleti yaratan sizsiniz ve yenecek olanda sizsiniz!